Küçüktük, büyüdük, düşünür olmaya çalıştık. Böyle günler olmalı diyorum kendime sık sık? Cevabım bazen olmalı bazen olmamalı.
23 Nisan’ın yeri ise apayrı, olması gereken günlerin başında. Atatürk’ün bize hediye ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı eşsiz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Düşün, bağla. Milletin varlığı nesline bağlı, çocukları onun geleceği.
Senin neslin ne durumda? 23 Nisan günlerinde ne yapıyorlar? Çocuklara değer verdiğimizi söylemek mi? Yıl içindeki yaklaşık oranı binde üç.
İlköğretim sıralarında iken 23 Nisan’ı nasıl kutlardık?
- En önemlisi mekanik ritmik hareketler vardı. Çocuğun eline verirsin bir iki sopa, yukarı kaldırıp aşağı indirir, sağa sola döner, bu kadar yeter. Kutlu olsun 23 Nisan!
- Belediye başkanlıklarına, valiliklere, kaymakamlıklara ve benzer görevdekilerin makamlarına giderdik. Hatta gitmişliğim var iki kere. Ne oldu gittik de? Oturturlar koltuğa al sana geleceğin başkanı derler. Hadi ordan, başkan olabilmek için neler neler yapılması gerek herkes biliyor.
- Anne babaların tarafından bakarsak, onlar mutlui biraz da heyecanlı. Çocukları belli bir görev almıştır ya da resmi geçitte yer alacaktır. An ölümsüzleştirilir ve fotoğraf çekilir, anılarda kalır.
- Dokunma lan çocuğa! Bugün 23 Nisan. Bırak tembellik etsin. Gitsin gezsin, harçlık ver keyif yapsın. Doya doya mahalle maçları ayarlasınlar.
İlginç olan şu ki, benim şu an gördüğüm çocuklar neşe içinde. Mutluymuş gibiler. Ancak bir on sene sonra onlar kendi küçükleri hakkında benim şu an düşündüklerimi düşünecekler, pek de mutlu olacaklarını sanmıyorum.
23 Nisan 1920. Meclisimizin açıldığı, egemenliğimizin tarihe not düşürüldüğü tarih. Her sene kutluyoruz, ama neyi? Çocukların bayramını kutluyoruz, egemenliğimizi değil! Milletimiz bu bilinci kazanmadı mı, yoksa unutturuldu mu?
Son sözüm, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.
Benzer Yazılar
Etiketler: 23 nisan, çocuklar, bayram, egemenlik, kutlama, meclis



Yorum yaz ↓
Hala yorum yazılmamış...İlklerin ayrı bir önemi vardır.
Söz sizin