Azil (Hakan Günday)

Deha ve delilik arasında seyreden bir hayat…” demişler kapağında Azil için. Romandan çok psikolojiyle ilgili bir kitap gibi geldi. Çünkü roman olduğunu unutuyorsunuz Hakan Günday‘ın yazdıklarında. Yok öyle standart bir roman. Kendinizden bir şeyler var satırlarda.

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

arka kapaktan..

Kitaptan altını çizdiklerim:Azil - Hakan Günday

  • Aynı yerde kaldıkça, nesneler ve insanlar yozlaşır, çürür ve de leş gibi kokmaya başlarlar. Louis Ferdinand Celine
  • Daima hissettiği yalnızlığın doruğunda oturuyordu.
  • Kurallar, karanlığın dışındaki hareketin kimlik bilgileridir. Kurallar, onların varlığını bilmeyenlere göre kader, diğerleri için pusuladır. Önce varlıklarını kabul etmen, sonrasında da onları tanıman gerekir.
  • Tanrının şeytana içini dökmesinden insan doğdu. Böylece, ışığın karanlığı delmesinden ve döllemesinden sen doğdun. Böylece sen loş oldun.
  • Düşünce şeytandan, davranış tanrıdandır. hangi düşüncenin davranışa dönüşeceğine karar verense insandır.
  • Kimse benim akıllı ve iyi olduğumu düşünmek zorunda değil.
  • Zihin, çelişki karşısında birbirini parçalayan düşüncelerini ölümlerine terk etmek zorundadır ve üçüncü düşünceyi üretmelidir. Aksi takdirde karşıt düşüncelerin aynı anda yok olmasıyla boşalacak olan zihinde davranışa dönüşecek hiçbir şey kalmayacaktır. Ve davranışın gözlemlenmediği beden her anlamda felçli sayılacaktır.
  • Ne yaratmaktan vazgeçebilir ne de yaratırken tatmin olabilir. Durur.
  • Oysa çarpışma gerçekleşmeden yapılması gereken üçüncü düşünceyi doğurmaktır.
  • Her şey söylenmiş olabilir, ama ben daha söylemedim. Ve eğer ben söylemediysem her şey söylenmemiştir. Çünkü kimse benim gibi söyleyemez. Çünkü ben tekim. Çünkü daha önce söylenmiş olanları benim gibi söyleyebilecek kimse yok.
  • Çelişki seni öldürür. Çelişki işkencedir.
  • Ve amacın bu oldu. Yaratarak yok olmak. Son düşüncen de yok olana kadar yaratmak.
  • Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur.
  • Üçboyutlu dünya zihninin aksine daralır ve davranışlarına kusurlar ekler.
  • Zamanı ölçmek için bir kronometreden fazlasının gerektiğini kabul ettin. Ve diğer insanlarla zaman uyuşmazlığı yaşayabileceğin gerçeğine hazırlandın.
  • Davranışa dönüşen düşünceler daima geçmişe aittir.
  • Bir gün güneş sönerse, bunu ancak sekiz dakika sonra anlayabileceğini kabul ettin. Her anın o sekiz dakikaya dahil olabileceği olasılığını fark ettin.
  • Düşünceler, duyguların çekim alanlarına girince bükülürler.
  • Bir düşüncenin gerçek doğum yerini, öğrenmenin yollarını araştırdın. Ancak bulamadın. Alabileceğin tek önlem, duygu merkezlerini daraltmak, dolayısıyla çekim alanlarını küçültmek olabilirdi.
  • Ne sevgiyi ne nefreti ciddiye almak.
  • Zihin sınırları içinde, düşüncenin duygudan başka düşmanı yoktu.
  • Her zihin bir patlamayla doğar, şişer ve genişlemeye devam eder. Ancak sadece bazıları mükemmel dengeye ulaşır.
  • Zihnin sonsuzluk hissi vermesinin nedeni, içindeki bütün düşüncelerin merkez olarak algılanabilmesidir. Hayatının değersiz olduğu düşüncesinin, zihninin merkezi olduğunu sanabilirsin ya da diğer hayatların değersiz olduğunu, zihninin merkezi olarak ilan edebilirsin. Bu inanca göre davranabilir ve yanılırsın.
  • Varlık nedeni sorusunun yanıtında düşünce kelimesinin yer almadığını bilmelisin. Başlangıçtaki patlama, düşünceye ait değildir.
  • İlişkilerin zaman içinde sıcaklığını yitirmesi doğaldır. Geçmişte özlem duymak, sadece zaman kaybıdır.
  • Zihin her şeyi tüketir ve düşünce üretir.
  • Kuralları tanıyabilen ve onları tanımak için hiçbir deneye gereksinim duymayan bir zihne sahip olduğun, mutlak düşünceler üretirken gündelik bilgileri öğrenmekte zorluk çekeceğin, benzersiz bir akla sahipken aptallıkla suçlanarak dışlanacağın için korktun.
  • Kapanmaya karar verdin. İçine. Kendi üstüne. Patlayan bir havai fişekten çıkan bütün ışık ve renklerin fişeğe dönmesi gibi. Bir fıskiyeden fırlamış bütün su damlalarının aynı deliğe dönmesi gibi.
  • Sadece korkaklar yalan söylerdi.
Azil - Hakan Günday
  • Güneşin söndüğünü sekiz dakika sonra anlarsın. O sekiz dakika boyunca hayatın sonsuza dek süreceğini sanırsın.
  • “Evrenin düzenini açıklayan bir kitap yazmış olmanıza rağmen içinde tek bir tanrı kelimesi bile geçmiyor.” Napolyon — “Çünkü böyle bir varsayıma ihtiyacım yok.” Laplace
  • Tesadüf kelimesinin karşısında cehalet yazıyordu.
  • Şans oyunları, tesadüfün olmadığı bir evrende tesadüf açlığıyla yaratılmış düzeneklerdir.
  • Bir tür uyuşturucu. İlk dozun bedavaya yakın bir ücreti olması gerektiğine karar verdim; Uyuşturucu satıcılarının deneyimlerine güvenerek.
  • Görmeden baktım.
  • Duyguların, düşüncelerin en büyük düşmanı olduğunu öğrenmedikçe, duyguların, sadece birer kelimeden ibaret olduğunu anlamadıkça, onların esiri olarak kalacak.
  • İnsan, maddeye hak ettiğinden fazla değer verdiği sürece mutsuz olacaktı.
  • Tanrısal bilgilere göre hayat, insanın neyi bilmiyorsa onu öğrenmeye geldiği bir süreçti.
  • İntiharda gelecek olmadığını anladığı gün ölümü siktir etmişti.
  • Yaratmaktan yoksun kalmanın acı gücü.
  • Nereye gizlendikleri belli olmayan düşünceler, birer birer ortaya çıkıyor, aralarındaki neden-sonuç ilişkileri fark edilir hale geliyordu.
  • Hiçbir şey, iyi olmak için yeterli değildi.
  • Vicdan kelimesi ve duygusu, sınıra yakın olmaktan kaynaklanan bir sahtelikti.
  • Hatay’a 20 km uzaklıkta yaşayan Suriyeli ne kadar Türk ise insan da o kadar iyiydi.
  • Yanlış bir sonucu tekrar yaratmanın hiçbir geçerli nedeni olamaz. Yeniden yaratılacak olan evrenden doğru sonucu elde etmek, tek amaç olmalıdır.
  • Yer çekimi düşünce değildir. Ama uçmak bir düşüncedir. Uğruna ölenlerin gerçekleştirdikleri bir düşünce.
  • Anımsamadığı için geçmişi, önemsemediği için geleceği yoktur.
  • Şehrin farklı semtlerinde, birden ortaya çıkacak olan çıplak kadınların, ne kadar süre içinde tecavüze uğrayacaklarını kronometreyle tespit etmek, deneylerden biriydi.
  • Suçtan daha güçlü bir tutkal yoktur.
  • İki gün boyunca, araya sıkıştırılmış dört saatlik uyku dışında, Asil hep yazdı. Zihin ısısı olağanüstü yüksekti. O kadar çok bilgi, düşünce ve yetenek harcamıştı ki sandalyesinden kalkamadı.
  • Meydan boştu. En azından öyle görünüyordu. Çünkü et olmayınca kurtların ortaya çıkması için bir neden yoktu.
  • İyilik, bütün iletişim araçlarında reklamı yapılan, ancak özel sektöre ait hiçbir stokta bulunmadığı için satılamayan bir üründü. O kadar.
  • Onlar da öğrenmişti. Önemsememeyi. Güçleri kadar düşünmeyi.
  • İtme gücü çekim gücünden şiddetlidir.
  • İnsanlık, sosyalleştiğinden beri, iyilikten, hayali bir mıknatıs yaratıp, tarafından çekilmeyi beklemiş, ancak çekim gücü, insanlığı bir araya getirmeye yetmemişti. Çünkü gerçek değildi.
  • Ve delilerin canı, diğer insanlarınkinden farklı yanardı. Onlar, yanan canlarıyla ısınırlardı.
  • İnsanlık teorisinde, zararsızlık için ilk şart, bir meslek sahibi olmaktı.
  • Asla yalan söylemeyiz. Gerekirse, gerçeği değiştiririz. Söylediklemize uysun diye!
  • Her şey, nereden baktığına, dolayısıyla nerede durduğuna bağlıydı ya da nerede yürüdüğüne.
  • Azil, Türkçede, görevden almak, Arapçada, hamileliği engellemek uğruna, kadının haricine boşalmak anlamına gelir.

Bir Cevap Yazın