rework

Sil Baştan – İş Hayatıyla İlgili Tüm Bildiklerinizi Unutun (Jason Fried, David Heinemeier Hansson)

Sil Baştan, yazarların iş hayatından öğrendiklerinin bir yansıması. Söylediklerine göre kitabın ilk hali bunun neredeyse iki katıymış, tavsiye ettikleri gibi kitabı mümkün olduğunca öze indirmişler.

Sil Baştan, başlıklar halindeki önerilerden oluşuyor. Sıkıcı olur genelde böyle sıra sıra tavsiyeler. Ancak bu kitapta yazarlar aynı zamanda çalışan iş sahipleri olduklarından adamlar görüp geçirdiklerini yazmış. İyi süzmüşler çevrelerini, olanı biteni..

Herhangi bir zaman okunabilecek bir el kitabı. sil_bastan

Kitaptan altını çizdiklerim:

  • Gerçek hayat diye bir yer yok; bu sadece bir bahane. Denemekten kaçmayı makbul göstermek için kullanılan bir mazeret. Gerçek hayatın sizinle bir ilgisi yok.
  • Evrim geçmişteki başarısızlıklara takılıp kalmıyor; işe yarayan neyse onun üzerine inşa ediyor.
  • Eğer bir kahin değilseniz, uzun vadeli iş planları yapmak birer fanteziden ibarettir. Plan yapmak, aslında kontrol edemeyeceğiniz şeylerin üzerinde tahakküm kurduğunuz hissi verir.
  • Planlar geçmişin geleceğe yön vermesine neden olur. Başınıza at gözlükleri takarlar. “Bu yönde ilerleyeceğiz; çünkü bu yönde ilerleyeceğiz demiştik.” Planlar doğaçlamaya aykırıdır.
  • İşkoliklik sadece gereksiz değil, aynı zamanda aptalcadır. Daha fazla çalışmak, bir işe daha çok önem verdiğiniz ya da daha fazla iş bitireceğiniz anlamına gelmez. Sadece daha fazla çalışıyorsunuz demektir.
  • İşkolikler çözdüklerinden daha fazla sorun yaratırlar.
  • Girişimci demek yerine kurucu diyelim. Şirket kuran herkes kurucudur.
  • Başkasının sorununu çözmeye çalışıyorsanız, karanlıkta hareket ediyorsunuzdur. Ama kendi sorununzla ilgilendiğiniz zaman ışıklar açıktır. Doğru cevabın ne olduğunu kesinlikle biliyorsunuzdur.
  • Kendi ihtiyacınız olan bir şey ürettiğinizde, yaptığınız işin kalitesine daha hızlı bir biçimde ve doğrudan vakıf olursunuz, aşağı yukarı bir fikir edinmekle kalmazsınız.
  • Önemli olan ne yaptığındır, ne düşündüğün ya da söylediğin ya da planladığın değil.
  • Muhteşem fikriniz, gerçekten bir şeyler yapmaya başlayana kadar sadece bir fikirdir.
  • Fikirler ucuz ve boldur. Başlangıç fikri işin çok küçük bir kısmıdır, neredeyse ihmal edilebilir. Asıl sorun bu fikri nasıl hayata geçireciğinizdir.
  • Yapmak istediğiniz şeye odaklanabilmeniz için işinizi bırakmanız da gerekmez.
  • Hiçbir zaman tam zamanı değildir. Her zaman “fazla genç, fazla yaşlı, fazla parasız, vs.” olacaksınız. Bir şeyi yapmak için tam zamanını beklersiniz, o şeyi asla yapamazsınız.
  • Sağlam bir duruşunuz olması illa ki yazılı bir misyonunuz olması gerekiyor demek değildir. Aslında inanmak ve inandığınız şeyi yaşamaktır.
  • Kâra giden yolu belirlememiş bir şirket, şirket değildir, bir hobidir.
  • Daha içeri dalmadan nasıl çıkacağınızı düşünüyorsanız önceliklerinizi yeniden gözden geçirmeniz lazım. Bir ilişkiye başlarken nasıl ayrılacağınızı düşünür müsünüz?
  • Bir nesne ne kadar ağırlaşırsa, ona yeni bir yön vermek o kadar zorlaşır. Bu, gerçek dünyada olduğu kadar iş dünyasında da böyledir.
  • Bir işi yarım yamalak yapacağınıza yarım bir iş yapın.
  • Değişik perspektifler edindikçe harika fikirlerinizden bazıları o kadar da harika görünmemeye başlayacaktır.
  • Mükemmele ulaşmak, güzelden öteye geçemeyeni kesip atmakla başlar.
  • Yapabilecekleriniz vardır, yapmak istedikleriniz vardır, yapmanız gerekenler vardır. İşe yapmanız gerekenlerden başlamalısınız. Merkez üssünden başlayın.
  • Merkez üssünüzü bulun. Bulduğunuz zaman hissedersiniz. Bulduktan sonra tüm gücünüzle ona en iyi şekli vermeye çalışın. Diğer tüm yapacaklarınız gücünü temelden alır.
  • Detayların ilk aşamalarda hiçbir getirisi yoktur.
  • En önemli detayların hangileri olduğunu ancak işe başladıktan sonra bilebilirsiniz.
  • Önemli olan dışarıda bıraktığınızdır. En önemli kısımlar kalana dek kesip budayın.
  • Pek çok amatör golfçü pahalı sopalara ihtiyacı olduğunu düşünür. Ama önemli olan vuruştur, sopa değil.
  • Bir şey yaptığınız zaman mutlaka başka bir şey de yaparsınız. Hiçbir zaman sadece tek bir şey yapmazsınız. Her şeyin bir yan ürünü vardır. Yaratıcı ve iyi bir gözlemci olan zihinler bu yan ürünleri fark ederler ve orada fırsatlar görürler.
  • Sizin de genelde pek ilgilenmedğiniz ama satabileceğiniz bir şeyler mutlaka vardır.
  • İnsanların ürününüzü kullanış biçimleri üzerinde bir etkisi olmayacaksa eğer ürününüze bir şey eklemeyin.
  • Verimli toplantılar için:
    • Bir zaman sayacı kullanın. Alarm çaldığında, toplantı bitmiştir. O kadar!
    • Toplantıya mümkün olduğunca az insan davet edin.
    • Her zaman açık ve net bir gündeminiz olsun.
    • Toplantıya belirli bir sorunla başlayın.
    • Toplantıyı, toplantı salonunda değil de sorunun yaşandığı mevkide düzenleyin.
    • Toplantının sonunda bir çözüm bulunmuş olsun; bu çözümün hayata geçirilmesinin sorumluluğunu birisine verin.
  • Eğer ‘yeterince iyi’, sorununuzu çözüyorsa, hiç tereddüt etmeyin. Kaynaklarınızı boşa harcamaktan ya da, daha da kötüsü, karışık bir çözüme gücünüz yetmediği için hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir çünkü bu. Unutmayın; çoğu zaman, ‘yeterince iyi’yi bir süre sonra ‘mükemmel’e dönüştürebilirsiniz.
  • Hızınızı korumak ve motivasyonunuzu yükseltmek için, çalıştığınız süre boyunca küçük zaferler elde etmeyi alışkanlık edinin.
  • Bir iş ne kadar uzun sürerse, o işi bitirme ihtimaliniz o kadar düşer.
  • Yaptığınız iş ne kadar çabuk müşterilerin eline geçerse, sizin için o kadar iyi olur.
  • Bir şeyi ne kadar küçük hale getirirseniz, o şey hakkında öngörüde bulunmak o kadar kolaylaşır. Yapacağınız tahmin muhtemelen yine isabetsiz olacaktır ama büyük bir projeye kıyasla çok daha küçük bir isabetsizlik olacaktır bu.
  • Önceliklerinizi sayısal olarak ya da etiketler kullanarak belirlemeyin. Önceliklerinizi görsel olarak belirleyin. En önemli şeyleri en tepeye koyun. Böylece herhangi bir anda, yapmanız gereken bir tane en önemli şey olur. Bu da yeter zaten.
  • Kendinizi ürününüze ve ürününüzle ilgili her şeye akıtın: onu nasıl sattığınıza, nasıl desteklediğinize, nasıl açıkladığınıza ve nasıl teslim ettiğinize. Rakipleriniz, ürününüzdeki sizi asla taklit edemezler.
  • Ürününüz veya hizmetinizin diğer ürün veya hizmetlere göre daha az işlevli olması utanılacak bir durum değildir. Tersine, bunun altını çizmeniz lazım. Bununla gurur duymanız lazım.
  • Rakiplerinize gereğinden fazla odaklanırsanız, görüşünüzü bulandırırsınız. Beyninizde sürekli başka insanların fikirleri gezinirse, yeni bir şeyler bulma ihtimaliniz gittikçe uzaklaşır.
  • Oyunun kurallarını belirleyenleri yenemezsiniz. Kuralları yeniden tanımlamanız lazım; diğerlerinden biraz daha iyisini yapmak yetmez.
  • Kaybedecekseniz bile, inançlarınız uğruna dövüşerek kaybetmek, başkalarını taklit etmekten iyidir.
  • Müşterilerinize dar geliyor olmak sizin için bir sorun değilse, büyük ihtimalle ürününüz temel işlevler bazında kalacaktır ve bunda hiçbir sorun yoktur.
  • İnsanlar ve durumlar değişkendir. Herkes için her şey olamazsınız. Şirketlerin, ihtiyaçları sürekli değişen belli bir müşteriye değil, belli bir müşteri tipine sadık kalmaları gerekir.
  • Bırakın yeni ve görkemli fikirleriniz biraz soğusun. Elbette ki olabildğince çok harika fikir bulmaya çalışın. Elbette ki bunlar sizi heyecanlandırsın. Sadece, gaza gelip bir şeyler yapmayın. Fikirlerinizi not edin ve birkaç gün bekleyin. Birkaç gün sonra, onlara gerçekten öncelik tanınıp tanınmaması gerektiğini sakin kafayla değerlendirebilirsiniz.
  • İnsanların dediklerini dinleyin, ama sonra bunları aklınızdan çıkarın. Gerçekten önemli talepler tekrar tekrar karşınıza çıkar zaten. Bir süre sonra bunlar hafızanıza kazınır.
  • Tanınmamışlık egonuzun ve özgüveninizin zarar görmemesini sağlar.
  • Yemek yapıyorlar, sonra kitap yazıyorlar. Siz ne yapıyorsunuz? Sizin tarifleriniz neler? Sizin yemek kitabınız ne olabilir?
  • İnsanların perde arkasını görmelerine izin vermek, onlarla aranızdaki ilişkinin niteliğini değiştirir. Sizinle bir bağ kurduklarını hissederler ve sizi soyut bir şirket olarak değil kendileri gibi insanlar olarak görmeye başlarlar.
  • Bir şeyi çok fazla cilalarsanız, ruhunu kaybeder.
  • Rakiplerinizin insanlarla paylaşmadıklarını paylaşın. Eksikleriniz konusunda açık ve dürüst olun. Üzerinde çalıştığınız şeyin, daha çalışmayı bitirmediyseniz bile, son halini insanlarla paylaşın.
  • Herkesin yaptığını yaparak birinin ilgisini çekmeye çalışmak aptalcadır.
  • Uyuşturucu satıcılarını örnek alın. ürününüz o kadar iyi, bağımlılık yapıcı ve olmazsa olmaz olsun ki müşterilere küçük bir parçayı tadımlık olarak ücretsiz sunduğunuzda ellerinde paralarla geri gelsinler.
  • İnsanların daha fazlasını almak için geri geleceklerinden emin olabilmelisiniz. Eğer emin olamıyorsanız, yeterince güçlü bir ürün yaratmamışsınız demektir.
  • İşlerin belli bir vadede kendi başınıza halledemeyeceğiniz kadar fazla olduğu zaman, eleman aramaya başlayacağınız zamandır. Daha fazla yapmaya devam edemeyeceğiniz şeyler olmalı. Yaptığınız işin kalitesinin düşmeye başladığını görmelisiniz. O zaman bir taraflarınız acımaya başlıyor demektir. İşte o zaman birilerini işe almalısınız, öncesinde değil.
  • Özgeçmişler tam anlamıyla maskaralıktır. Özgeçmişleri hazırlamak fazla kolaydır. İsteyen herkes eli yüzü düzgün bir özgeçmiş oluşturabilir.
  • Önyazının ilk üç paragrafında sizi çeken bir şey yoksa, büyük ihtimalle o insan sizin için uygun değildir.
  • Altı aylık deneyimi olan bir aday ile altı yıllık deneyimi olan bir aday arasında şaşırtıcı derecede az fark vardır. Esas farkı adayın kendini adamışlığı, kişiliği ve zekası yaratır.
  • Herkes bir şeyler üretmeli. Kimse işten daha yüsek bir konumda olmamalı.
  • Yazı, toplum nezdinde yeniden önem kazanan bir konu. Günümüzde iyi fikirlerin para birimi yazıdır.
  • İnsanların geçmişte yaptıklarını iddia ettikleri işleri değil, şu anda yaptıklarını değerlendirmelisiniz.
  • Müşteriler önceden hazırlanmış cevaplara alışmış durumdalar; düşünerek cevap verirseniz ve kendilerini dinlediğinizi onlara gösterebilirseniz gerçekten onların gözünde farklı bir yere yükselebilirsiniz. Verebileceğiniz iyi bir cevap olmadığı zamanlarda bile, bir şeyler konuşun.
  • İyi bir özür sorumluluğu üstüne alır.
  • Yetkili kişi kimse sorumluluğu bizzat üstlenmeli. ‘Özür dilerim’, ‘özür dileriz’den çok daha güçlü bir ifadedir.
  • Eğer insanların güvenini kazanamadıysanız, en iyi özür bile sizi kurtaramaz.
  • Eğer müşterilerinizle aranızdaki bir hukuk oluşmuşsa üzerinize daha az geleceklerdir ve özür dilediğinizde size güveneceklerdir.
  • Kültür tutarlı davranışın yan ürünüdür. İnsanları paylaşmaya teşvik ederseniz paylaşma, kültürün bir parçası olur. Güveni ödüllendirirseniz, güven kültürünüzün bir parçası olur.
  • Henüz yaşamadığınız sorunlar üretmeyin. Bir şey gerçek bir sorun olduğu zaman sorundur. Endişe ettiğiniz şeylerin çoğu zaten muhtemelen hiç gerçekleşemeyecektir.
  • Yörüngenizi istediğiniz gibi değiştirebilme yetisi, küçük olmanın büyük avantajlarından biridir.
  • İhtiyacınız olan, daha fazla çalışma saati değil, daha kaliteli çalışma saatleridir.
  • İnsanların evde yapacak bir şeyleri olduğu zaman işe daha sıkı sarılırlar. İşlerini işyerinde bitirmeye çalışırlar; çünkü gitmeyi yeğleyecekleri başka bir yer vardır.
  • “Bir şeyin yapılmasını istiyorsan, tanıdığın en meşgul insandan iste.” Size meşgul insanlar gerek. İş dışında da bir hayatları olan insanlar. Sadece tek bir şeye değer vermeyen insanlar. Yapılan işin insanların bütün hayatı olmasını beklememelisiniz – en azından onlarla uzun süre çalışmak istiyorsanız.
  • Yazarken, yazınızı okuyacak bütün okuyucuları değil, tek bir kişiyi düşünün. Yazıyı o tek kişi için yazın. Bir kitleye yönelik yazmak genellemelere ve acayipliklere yol açar. Belli bir hedefe yönelirseniz, istediğiniz noktaya isabet ettirmek daha kolaydır.
  • Eğer bir şey yapmak istiyorsanız, o anda yapmalısınız. Sonraları o şey sizi o kadar heyecanlandırmayacak.
  • İlham sihirli bir şeydir; üretkenliği arttırır, insanı motive eder. Ama ilham sizi beklemez. İlham anı yaşar. Eğer size gülümserse siz de anında karşılık vermelisiniz ve işe koyulmalısınız.

Bir Cevap Yazın