Zabit ve Kumandan ile Hasbihal

Subay ve Komutan ile Konuşmalar (Mustafa Kemal Atatürk)

Subay ve Komutan ile Konuşmalar, Atatürk’ün yazdığı kitaplardan biri olması sebebiyle değeri artmaktadır. Komuta, yöneticilik ve askerlik hakkında Nuri Conker’in Subay ve Komutan kitabına karşılık olarak savaş yıllarında yazılmış ve basılmıştır.

Yaklaşık altı yıl önce askerlik vazifemi yaparken okumuştum bu kitabı. Not defterimden birkaç parça kalmış kitap ile ilgili. Buraya not düşelim..

Subay ve Komutan ile Konuşmalar
Subay ve Komutan ile Konuşmalar’dan altını çizdiklerim:

  • “Dertli insanlar muhatabının derdini dinlemekten ziyade kendi cerihalarını (ceriha; yara) açmaktan zevk alıyor. Ne garip halet-i ruhiyedir?” Atatürk
  • “İnsanlar ancak emelleri, fikirleri teşhis ettirilerek sevk ve idare olunabilir.” filozofun biri
  • Kendiliğinden hareket ve iş görme
  • “İnsanları istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri teşhis ve tamim (tamim; genelleştirme) eden kimselerdir.” Atatürk
  • O, okumuş, öğrenmiş ve öğretmek için de yazmıştır.
  • “Genel olarak iyi ordularla iyi komutanları birbirinden ayrılmaz şeyler olarak görmek için vakit kaybetmeye gerek olmadığı gibi, durum da buna izin vermez.”
  • Ne garip ruh halidir. Dertli insanlar muhatabının derdini dinlemekten çok, kendi yaralarını açmaktan zevk alıyor.
  • Öğrenim derecesi subaylığın asli görevlerini subayın ruhuna sokacak derecede etkili değildi… İlerlemeyi asıl sağlayacak okul birlikleridir.
  • “Çatışmadan yağan kurşun yağmuru, o yağmurdan ürkmeyenleri, ürkenlerden daha az ıslatır.” Atatürk
  • Subay, emrindeki erler için en iyi örnektir. Subay komuta ettiği insanların kendi bilgi ve yetkinliğinden yararlanması için, emrindekilerin dayanıklılık ve yiğitliklerinin bileşkesinden fazla dayanıklılık ve yiğitliğe sahip olmalıdır.” Nuri Conker
  • “Bizim milletimiz için kişiliği de bütün kişilikler gibi yükselmeye, istenilen biçime dönüşmeye uygundur. Fakat kendisi olmak koşuluyla!” Atatürk
  • Japonların Kyugeki Zayşin dedikleri taarruz ruhu, 1904;
    • Bin keder, bin üzüntü, fakat her şeye rağmen ileri!
    • Başka hiçbir şey düşünmek lazım değil.
    • Cesedini savaş meydanında  gözler önüne sermek.. İşte bu Cenab-ı Hakk’ın emeli!
  • Bir orduyu oluşturan bireylerin her birinin bizzat her işi düşünmek ve kendiliğinden yapıvermekte aşırıya kaçarsa, gerçekten endişeye değer. Çünkü kendiliğinden görülen işler olumlu olduğu sürece, ne kadar istenir ve beğeniyi hak ederse, amaca uymadığı durumda da o ölçüde kınanmayı hak eder.
  • İnsiyatifin sınırını bilmeme noktasına varılmış bir orduda herkes kendi başına buyruk olur.
  • Bilinmektedir ki bir orduyu oluşturan neredeyse her birey, yaşayan bir makinanın canlı organları, parçalarıdır. Orduya hareket veren araç, ordu makinesini oluşturan canlı organların zihinlerindeki güç ve kanlarındaki ruhtur. Bu zihinlerde ve bu kanlarda gereken kuvvet ve akım hızı bulunmazsa makine durur ve başka hiçbir güç onu işletemez.
  • Taş ve odun yığınları, balya haline konarak küçük bir kaldıraç yardımıyla kolayca harekete geçirilebilir. Fakat o bütünü oluşturan büyüklü küçüklü birlik balyaları halinde bulunan durağan kafalı insan yığınlarının yönlendirilmesi ve hareketlenmesi için gereken gücün, kaldıracın düşünce ve ruh varlığından kendini göstermesi beklenir. Ve uygulama noktası zihinde, yürekte aranır..
  • Napolyon’un savaşlarda birbirini izleyen başarılarını etkileyen nedenlerden biri de savaşlarını daima art arda birkaç savaşta bulunmuş deneyimli askerlerle yapmış olmasıdır.
  • Biz kendimizi daima savaş durumunda bilmeliyiz. Böyle bilirsek gerçekten savaş çıktığı zaman, hazırlık devri ile asıl uygulama devri arasında çok fark görmeyiz, şaşırmayız, kaybetmeyiz. Bu daha çok ders yılı içindeki çalışma ile dönem sonu sınavına benzer. En iyi sahnelenen oyunlar, en çok prova edilenlerdir. Savaş, barış zamanındaki çalışmanın bir sınavıdır.
  • Subay, kendi ailesinin sefaletten korunması için bedenini ortaya atmaktan çekinecek olursa, sonrasında çoluk çocuğun sefaletini görmekten başka bir sonuca ulaşamayacağı da apaçıktır.
  • Artık bu memlekette yaşamak için savaşmaya ne kadar önem vermek gerektiğini kesin olarak saptayalım!
  • Bizim cesaretsizliğimiz, ölmeden geri dönme huyumuz, bir kere daha savaşı kaybetmeye sebep olmamalıdır.
  • Komutanların esenlik ve sağlığı ancak muharebe üzerinde ciddi bilgi sahibi olarak ve üstlere yaraşır düzeyde söz geçirecek duruma hakim olmaları ve durumu denetim altına almaları için, önemli ve gereklidir.
  • Erlerin sıkıntı ve büyük görevlerin üstesinden geldikten sonra gösterecekleri hal ve tavır, o kıtanın değerini anlamak için en emin ölçüdür.
  • Asker yorulacak, ancak yorgunluğunu göstermeyecek, zorlukların hep üstesinden gelmeye çalışacaktır. Bunun da birinci koşulu askerin başında 15-20 km’den sonra kamburunu çıkarmadan yürüyecek subayların varlığıdır.
  • Askerlik, işlerin çekip çevrilmesi değil, insanların yönlendirilmesi ve yönetilmesi sanatıdır.
  • Subay, askerlik görevlerinin her bölümünde erlerin eğiticisi ve üstüdür. Bunun için bilgi, deneyim, ciddiyet ve dayanma gücü bakımlarından erlere üstün olmalıdır. Üstler, emrindeki subayların yiğitlik duygularını harekete geçirmek ve çoğaltmak için çalışmalıdır.
  • Görev aşkı, başarıya ulaşmak için en güçlü zamandır.
  • Sancak her alayın şan ve şeref sembolüdür.
  • Er, subayından ne kadar çok söz ve nasihat duyar ve ders alırsa subayını o kadar tanır. Ve tanıdıkça da gönül bağı artar.
  • Emir veren subay, emrini gergin bir vücut ve dik bir kafayla ve kusursuz bir durumda vermelidir.
  • Savaş demek taarruz demektir.
  • Bilelim ve askerlerimize bildirelim ki elimizdeki silah kendimizi düşmandan korumak için değil, belki düşmanı bizden korunmaya zorlamak içindir.
  • Bir subayı diğerlerinden üstün kılan en büyük niteliği; bilimde ve eyleme geçmedeki yetkinliği, kendi kendine iş görmeye hevesli ve tutkun olmasıdır.
  • Komutanın en yüksek niteliği sorumluluk alma aşkıdır.
  • Barış zamanı, savaş zamanın aynası..
  • Şüpheli durumlarda “en cüretli girişim çoğunlukla en iyi girişimdir” kuralını yol gösterici kabul etmek gerekir.
  • Hiçbir şey yapmamaktansa, hatalı  bir iş yapmak daha karlı, daha makbuldür. Çünkü eylemsiz ve hareketsiz durmak kesinlikle zararlıdır.

Bir Cevap Yazın