Ölüler Diyarı (Jean Christophe Grange, Çeviren: Tankut Gökçe)

Ölüler Diyari, yazar Jean Christophe Grange’in 2018’de çıkan polisiye gerilim romanı.

Bulunması gereken bir katil, çözülmesi gereken cinayetler, hız kesmeden sonuna kadar merak içinde bırakıyor. Katil kim, neden öldürüyor?

Ölüler Diyarı kitap kapağından anlaşılacağı üzere seri katilin bağlma tekniği üzerine bir ritüeli var. Birkaç ilginç durum daha var, bunlar okuyana kalsın. :)

Soruşturmanın ve cinayetlerin ilgi alanları da biraz farklı; Bağlama sanatı, pornografi, erotik filmler, sadomazoşizm ve bunların sanatla birleşimi.

Katil kitap sonuna kadar kendini belli etmiyor. Finali de iyiydi. Belki devamı gelir. Filmlik bir kitap olmuş, başarılı, oldukça sürükleyici.

Ölüler Diyarı kitabından altını çizdiklerim:

  • Kötülüğü oluşturan ahlaksızlıktan çok ahlaktır. Sen de bunu biliyorsun, değil mi?
  • Otaku: Japonca sözcük. Tüm boş zamanlarında takıntılı bir şekilde mangalarla, çizgi romanlarla ya da bilgisayar oyunlarıyla geçiren kişi.
  • Golgotha Tepesi, İsa’nın çarmıha gerildiği tepe.
  • Onlarla birlikte değil, onlara karşı.
    • Aynı şey. Zehirli bir dünyanın içinde dolanıp duruyorsunuz.
  • Bilinçaltında, sevgiye layık olmadığı düşüncesi -bizzat onun fikri- nefret edilmeye layık olduğu düşüncesine dönüşmüştü.  Kötülüğe, işkenceye, hak ettiği bu aşağılanmaya maruz kalmayı istemeye başladı.
  • Acının derinliklerinden cahilliğinize gülerek bakan bir adam..
  • Kurbanların çektiği acılar onların bağışlanmalarından çok, onun ve günahkarlarının bağışlanmasını sağlıyordu. Günahlarının kefaretini, onların çığlıklarının ve kanların göz kamaştırıcı ateşiyle ödüyordu.
  • Bir ölünün anısı ile hala hayatta olan bir katilin kimliğini belirlememizi sağlayabilecek deliller birbiriyle kıyaslanamaz.
  • Eğer her şey yolunda gidiyorsa neden size geliyordu?
    • Ona sadece tuhaflıklarıyla barışık yaşaması için yardım ediyordum.
  • “Bir psikopatı eğitebilirsiniz. Ama sonuçta iyi eğitilmiş bir psikopat elde edersiniz.”
  • Hiç düşünmeden, sürekli olarak basınç azaltma manevrası yapıyordu; burnunu başparmağı ile işaretparmağınını arasında kıstırdıktan sonra nefes veriyor, hava kulak zarlarından dışarı çıkıyordu. Kurslardan hatırlıyordu; buna Valsalva manevrası deniyordu. Ama şu an sanki parmaklarına sümkürüyormuş duygusuna kapılıyordu.
  • Themis, Yunan mitolojisinde, adalet, yasa ve dürüstlük tanrıçasıdır.
  • Jacques Brel’in meşhur şarkısındaki “havalıymış gibi görünmek isterken zerre havası olmayan” insanlar gibiydi…
  • İyi bir baba olduğunu ispatlamaya çalışmak, ona meslek hayatı boyunca karşılaştığı, hiçbir şey yapmadıklarını ispatlamak için var güçleriyle mücadele etmek zorunda kalan masum insanları hatırlatıyordu.
  • Yaptığım şeyden yargılanmak istiyorum, yapmadığım şeyden değil.
  • En kötü hasmının yansımasını, dünyada en çok sevdiği varlıkta görmek onu çileden çıkarıyordu.
  • “Erkekler dış görünüşü sever, kadınlar ise sadece içtekilerle ilgilenir. Biz meyveyi ve tadını seviyoruz. Onlar ise soymakla tatmin oluyorlar.” Catherine Bompart
  • Bir kadın bir adama hayran olma ihtiyacı duyar.
  • Öğretmenler ile himayemiz altındaki çocuklar arasında özel bir bağ kurulmaması için personelimiz sürekli yenilenir.
  • Ben sizin dilinizi konuşuyorum ama siz benimkini konuşmuyorsunuz. Ben sizin kurallarınıza vakıfım ama siz asla benimkileri anlamayacaksınız.
  • En kötüye hazırlıklı olun, gerçek sizi asla etkilemez.
  • Bizler yaşayan varlıklar değiliz, sadece zamanız. Dünya üzerinde basit bir süreyiz.

Bir cevap yazın