Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi (Mahfi Eğilmez)

Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi, dili sade, anlaşılır, örnek olaylarla desteklenerek paranın tarihsel yolculuğunu anlatıyor.

Mahfi Eğilmez’in birçok kitabı var, okuduğum ilk kitabıydı.

Paranın seyrini fotoğraflayan bir giriş kitabı olarak görüyorum. Ekonomiye giriş, Tarih gibi derslerde okuma kitabı olarak verilmeli. Ekonomik terimler olsa da bunların tanımlarını barındırıyor ve anlatım çok akıcı.

Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi kitabından altını çizdiklerim:

Ekonomi tarihi tüketimle başlar

  • İnsan, üretmeden, tasarruf etmeden onbinlerce yıl yaşamıştır ama tüketmeden yaşayamaz. Günümüzde çeşitli nedenlerle bilinçli ya da bilinçsiz aşağılanan tüketim eylemi en temel insan eylemidir. Ekonominin temel taşıdır.

Neolitik devrim ve üretime geçiş

  • Tarımın ve hayvancılığın ilk kez bereketli hilal denilen alanda başladığı sanılıyor. (Bereketli hilal sözünü ilk kez ABD’li arkeolog ve tarihçi James Henry Breasted kullanmıştır. Türkiye’nin güneydoğusundan başlayan hilal, Irak’ın büyük bir bölümünü kapsayarak, Mezopotamya’nın tamamını da içine alır. Hilalin doğu sınırları ise İran’ın güneybatısını da içine alarak Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin’i de kapsar.
  • Çivi yazısını ilk kez M.Ö. 3000’lerde Sümer rahipleri tapınaklarda depolanan ve buradan çekilen malların kaydedilmesinde kullandılar.
  • Yazının doğuşunun altında bir ekonomik mesele, borç-alacak ya da alışveriş olayı bulunmaktadır. 

Antik dünyada ekonomik örgütlenme

  • Kötü hasat yıllarında borcunun teminatı olan ürünü elde edemeyen insanlar son derecede güç duruma düşüyorlar, aileden birisini Asurlu tüccara köle olarak vermek zorunda kalabiliyorlardı.

Yunan, Roma ve İslam ekonomisi

  • Ne var ki bütün antik çağ ekonomilerinin önünde sonunda karşılaştıkları darboğazla Yunan ekonomisi de karşılaştı. Hızlı nüfus artışı ve o artışa yanıt veremeyen tarımsal üretim, sistemin çöküşünü hazırladı.
  • Özel mülkiyet ve onun korunması Aristoteles’in ekonomik görüşlerinde en önemli unsurlardan birisidir. Aristoteles’e göre insanlar kendi ürettikleri şeylerin sahibi de olabilmelidir.
  • Aristoteles, dış ticaretin yararlı olduğu kanısındadır. Üretilmeyen şeyin dışarıdan alınması ne kadar doğruysa fazla üretilenin de bu alım karşılığında dışarıya satılması o kadar doğrudur. Bu bir kentin kendi çıkarı için gereklidir.

Tarımsal artıdan sermaye birikimine

  • Çin’de 7’inci yüzyıldan itibaren tüccarlar arasında kullanılmaya başlanan kağıt paranın üstünlüğünü fark eden merkezi hükümet, kağıt para basımını tekel olarak üstlenmeye yöneldi ve 1120 yılından itibaren kağıt devlet parasını basmaya başladı. Çin’e giden Venedikli tüccarlar devlet garantisi altında basılan ve kolaylı sağlayan kağıt para düşüncesini Batı’ya taşıdılar. Böylece Avrupa, kağıt para ile tanışmış oldu.
  • Bugün banknot olarak bildiğimiz terim ilk kez İtalyanlar tarafından 14’üncü yüzyılda “Nota di Banco” (banka notu, banknot) olarak kullanılmaya başlandı.
  • 1215 yılında İngiliz soyluları Kral Yurtsuz John’a Magna Carta Libertatum’u (Büyük Özgürlük Belgesi) imzalattılar.
  • Bir süre sonra kralın en çok beğendiği soytarılar sürekli olarak sarayda kalmaya ve onu eğlendirmeye başlamışlar. Yani zaman içinde soytarılık işi bir çeşit kadrolu işe dönüştü.
  • Kralların, bu kadar yakınında bulunan kişiye zamanla düşüncesini sormamaları düşünülemez. Bir süre sonra kral bazı devlet işlerinde bunlara düşüncelerini sormaya başlamış. Yani zaman geçtikçe bu soytarılar kralı eğlendirmenin yanı sıra ona düşüncelerini ve görüşlerini açıklamaya başlamışlar hiç kuşkusuz kralların en yakın arkadaşları, üst düzey görevliler de onlara danışmanlık yapmış olsalar da profesyonel danışmanlık mesleğinin soytarılıktan türediği sanılıyor.
  • 12’nci yüzyıl ile 14’üncü yüzyıl arasında Venedik, Cenova ve Toskana’da bugün anladığımız anlamda ilk bankerler ortaya çıktı. Banka kelimesi İtalyancada masa anlamındaki banco’dan gelmektedir. Yahudi tefeciler pazarda kurdukları masaların başında borç para verip almaya başlamışlardı.
  • İbn-i Haldun’a göre toplumun temeli insanlar arasındaki iş bölümüne dayanır . Değerin kaynağında emek vardır. üretilen ürünlerin değeri o ürünün üretiminde yer alan emeğin değerine eşittir.

Keşifler ve ticaretin yayılması

  • Ricardo’ya göre her iki malın üretiminde de mutlak dezavantajı olan ülke, daha az dezavantajlı olduğu malı üretip ihraç ederse, bu malın üretim ve ihracatında karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olur.
  • Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi, uluslararası ticaretin gelişip yayılmasının bu ticarette yer alan ülkelerin lehine olacağını gösterdikten sonra uluslararası ticaretin genel refahı artıracağı düşüncesi ile kapitalizmin temel kabullerinden birisi konumuna gelmiştir.
  • 1500’lerden başlayarak yaklaşık 100 yıl süren bir dönemde enflasyonu yaratan şeyin gümüş miktarındaki ve dolayısıyla basılan madeni para miktarındaki artış olduğunu anlayan çıkmadı.
  • İthalatı kısıtlayıcı önlemler Adam Smith’in mutlak üstünlükler teorisi ile sarsıldı ardından David Ricardo’nun karşılaştırmalı üstünlükler teorisi ile tamamen çöktü.
  • Emparyalizm: Güçlü devletlerin güçsüz olanları, siyasal bağımsızlıklarına zarar vermeden, siyasi ve ekonomik egemenliği altına laması şeklinde bir tanımlama bulunuyor.

Sanayi devrimi

  • Dünyadaki ilk merkez bankası İsveç Merkez Bankası’dır (Sveriges Riksbank). Bugün Nobel ekonomi ödülünü bu banka vermektedir.
  • Kapitalizmin temel felsefesi işleri piyasaya bırakınca görünmez elin her şeyi düzenleyeceği yaklaşımıdır. Piyasa, bireylerin kendi çıkarlarını maksimize etmek üzere bir araya geldikleri ve bu yolla toplumsal refahı maksimize ettikleri yerdir.

Avrupa ve kapitalizmin yükselişi

  • Ulus devlet kavramı, bir ulusun egemenliği altında, belirli bir coğrafi sınır içinde ortaya çıkmış olan ulus devlet modelinde devlet politik ve jeopolitik çerçeveyi ; ulus ise kültürel ve/veya etnik bir toplumu temsil eder. Ulus devlet kavramı bu iki varlığın belirli bir coğrafyada buluşmasıyla ortaya çıkar.
  • 1648’de Vestfalya Antlaşması ile ortaya çıkan sınırları belirlenmiş devletlerle birlikte egemenlik kavramı yaşamımızda yerini aldı. Sınırları belli devletler birbirlerinin o sınırlar içindeki egemenlik haklarını tanıdıkça ulus kavramı, ümmet kavramının önüne çıkmaya ve yavaş yavaş dine dayalı devlet yerini laik devlet anlayışına bırakmaya başladı.
  • Emek, değeri yaratan tek unsurdur. Bir malın değeri o mala harcanan emeğe eşittir. – David Ricardo
  • Marksist teoriye göre kapitalist sistem şu nedenlerle krizle karşılaşabilir:
    • Karın düşme eğilimi ortaya çıkar. sermayenin birikimi, sermayenin giderek artmasına yol açar. Diğer her şeyin sabit olduğu bir ortamda sermayedeki bu artış, emekten elde edilen artı değerin düşmesi ve dolayısıyla da kar oranının düşmesiyle sonuçlanır. Bu da kapitalizmin krize girmesine neden olur.
    • Düşük tüketim kapitalizmin krize girmesine neden olabilir. Eğer kapitalistler emekçilere karşı sınıf savaşımında üstünlük sağlarlarsa, ücretleri düşürmeye ve emek kullanımını ve dolayısıyla artı değeri artırmaya çalışırlar. Bunun sonucunda tüketici talebi düşer ve yetersiz toplam talep kapitalizmde krize neden olur.
    • Aşırı üretim de kapitalizmde krize neden olabilir. Marx bu nedenlerin kapitalizmin normal gidişi içinde mutlaka ortaya çıkacağını ve dolayısıyla kapitalist sistemin kriz yaratacağını öngörmüştür.
    • Marx’ın bu öngörüleri doğru çıkmış ve kapitalizm her üç nedenden dolayı krize girip çıkmıştır.

Krizler çağı

  • Para ile altın arasında belirlenen bu değer parite deniliyor.

Kapitalizmin değişimi

  • 1908’de kömür madenlerinde 8 saatlik iş günü uygulaması başladı. İşsizlik sigortasının bir temele oturması 1941’deki Beveridge Yasası’yla gerçekleşti.
  • İlk sendikalar 18.inci yüzyılın başlarında İngiltere’de ortaya çıktı.

Kapitalizmin küreselleşmesi

  • 20’nci yüzyılın son çeyreğinde başlayan gelişmeler ekonomide ve finansal piyasalarda birçok yeniliği ve dolayısıyla yeni yaklaşımları beraberinde getirdi. Bunları şöyle sıralayabiliriz: 
    • Küresel sistemde dalgalı kur rejimi genel döviz kuru rejimine geçti.
    • Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ve paranın istediği yere rahatça gönderilebilmesi, yatırılabilmesi mümkün oldu. 
    • Yerel paraların yabancı paralara kolayca dönüştürülebilmesi ve bu yolla yerel paradan döviz yaratmanın serbest kalması (yeni konvertibilite) güçleşti.
    • Para ikamesinin (yerel para yerine yabancı para tutabilme tercihi) yerleşmesi söz konusu oldu.
    • Finansal piyasaların herkese açılması ve bu yolla herkesin dünyanın her yerindeki finansal piyasalara alıcı  veya satıcı olarak girebilmesi imkan dahiline girdi.
  • Bu beş gelişme ekonomide bir paradigma değişimine yol açtı. Eskiden kapalı ya da yarı kapalı olan ekonomiler birbiriyle iç içe girecek kadar eklemlendiler ve bunun sonucu olarak hastalıklar çok daha çabuk bulaşır oldu.
  • Liberalizm, yalnızca ekonomik içerikli olmayan, siyasal ve sosyal bir çerçeveyi de içeren bir kavram olmasına karşılık neoliberalizm, daha çok bırakınız yapsınlar yaklaşımına dayalı ekonomik felsefeye geri dönüşü temsil ediyor. 
  • Emlak fiyatları arttıkça emlak talebi de artıyor, bu kez gayrimenkule dayalı kağıtlarla yapılan finansal işlemler büyüdükçe büyüyordu. Herkes yatırım amacıyla ikinci, üçüncü gayrimenkulünü alıyordu. Bu alımların altında yatan düşünce bunların günün birinde daha yüksek bedelle satılabileceği varsayımıydı. Bu düşüncenin gerçek olmayacağı anlaşılınca fiyatlar düşmeye ve balon sönmeye başladı. (2008 küresel krizi)

Geleceğe ilişkin öngörüler

  • Kapitalizmin yönlendiricisi konumundaki büyük devletler, yaratıcılığı öldürebileceği gerekçesiyle, sistemi baştan bu tür kurallara bağlamaya taraftar görünmüyorlar. Genellik bu tür kurala bağlama eğilimleri kriz yaşandıktan sonra güncellik kazanıyor.
  • Gündemde Sanayi 4.0 dönüşümü var. Bu dönüşümün kuralları, hukuki ve ekonomik çerçevesi belirlenmemiş. O nedenle bu dönüşümün de bir kriz yaratma olasılığı oldukça yüksek.
  • Sanayi 4.0, asıl olarak imalat sanayisinde bilgisayarlaşmanın en üst düzeye çıkarılması ve dolayısıyla üretimin yüksek teknolojiyle donatılmasını hedefleyen bir yaklaşım. Burada üç temel amaç güdülüyor: 
    • Üretimde insan emeğinin en aza indirilmesi ve bu yolla üretimdeki hataların ortadan kaldırılması.
    • Üretimin en üst düzeyde esnekliğe kavuşturulması ve bu yolla tüketiciye özel ürün yapabilme imkanının elde edilmesi.
    • Üretimin hızlandırılması.
  • Türkiye bugün Sanayi 2.0 ile 3.0 arasında, tarım ve hayvancılık politikasını modernleştirmesi ve ileri götürmesi gereken bir aşamada, dijital devrime katılmakta yolun belirli bir bölümünü ilerlemiş, daha çok katma değeri düşük mallar üreten, markalaşmada beklenen atılımı gösterememiş, hizmet sektörü aşırı şişmiş bir ekonomi görünümünde bulunuyor.

Bir cevap yazın