Homo Deus kitap

Homo Deus – Yarının Kısa Bir Tarihi (Yuval Noah Harari, Çeviren: Poyzan Nur Taneli)

Homo Deus, Harari’nin Sapiens sonrası yazdığı, insanın bugününden başlayarak geleceğe nasıl evrileceğini, gelecekte hangi eğilimlerde olacağını anlattığı okunası kitap. Homo Deus 3 ana kısım ve 11 bölümden oluşuyor.

Deus kelime olarak Tanrı, ilah anlamına geliyor. İnsanın bilimsel adı Homo Sapiens ile bir kelime oyunu yapıp Homo Deus (tanrı insan) terimini türetiyor. Tartışmaya açık bir adlandırma.

Yapay zeka hızlı adımlarla hayatlarımıza adım atıyor. Bu zekanın bilinci olacak mı, yoksa salt zeka yeterli mi? Bu yapay zeka bizim astımız mı olacak üstümüz mü? Bu soruların tam yanıtları yok ama bu konularda ufuk açıcı yorumlar var kitapta.

İnsanın sürümünün yükseltilmesi mümkün mü? Bu ilgimi çeken konulardan biri oldu. İnsanın yaşam yılı ortalama gittikçe artıyor. Daha da artar mı bilinmez ama ilerleyiş insan türünün yeni bir sürümünün olacağı yönünde.

İnsan 2.0 sürümüne geçiş aşamasını biz göremeyebiliriz, emekleme aşamaları anca. Yapay zeka destekli çip mi takarız, kablosuz ağlarla etkileşim halinde mi oluruz, damarlarımızda nano boyutlarda sağlık robotları mı dolaşır bilemem. Ancak 20-30 sene içinde hiç tahmin edilemeyecek bir yaşantıda olacağımıza eminim.

Kitapta son bölüm olan dataizm konusuna değinmemek olmaz. Harari içinde olunan veri çılgınlığını kapanışa saklamış. Sisteme verdiğimiz bilgi muazzam. Hangi saatte ne aradığımızı, nerede kiminle olduğumuzu, neler yediğimizi, tatil ve seyahat planlarımızı, politik görüşlerimizi, alışkanlıklarımızı paylaşır durumdayız. Bir istihbarat şirketinin istediği her şeyi belki de. :)

Bilgi akışının bu denli tavan yaptığı dönemde veri yığınlarını doğru değerlendirmek çok önemli bir yetenek haline geliyor. Her türden verinin paylaşılacağı bu bilgi akışını değerlendirenleri de sistemin tepesine yerleştiriyor.

Homo Deus

Harari’nin Homo Deus kitabında yazdıklarına katıldığım çok nokta olduğu gibi hiç katılmadığım bölümler de var. Karaladığım çok yer oldu. Ucu açık soruların olduğu sizi düşünmeye iten bir kitap.

Homo Deus kitabından altını çizdiklerim:

İnsanın Yeni Gündemi

  • Günümüzde birçok ülkede, aşırı beslenme kıtlıktan daha ciddi bir sorun haline gelmiştir.
  • Önceden altın madenleri, buğday tarlaları ve petrol kuyuları gibi maddi mal varlıkları temel zenginlik kaynaklarıyken, bugün en büyük zenginlik kaynağı bilgi haline geldi.
  • Bilgi en önemli iktisadi kaynak haline geldikçe savaşların karlılığı da azaldı; ve savaşlar, hala eski usul hammadde ekonomileriyle yürüyen Ortadoğu ve Orta Afrika gibi belirli bölgelerle sınırlanmaya başladı.
  • Geçmiş nesiller barışı savaşın geçici yokluğu olarak değerlendiriyordu. Biz ise bugün barışa savaşın mantıksızlığı olarak bakıyoruz.
  • Ne var ki terör, güce gerçekten sahip olmayanların benimsediği bir zayıflık stratejisidir.
  • Tarih boşluk kabul etmez. Kıtlık, salgın ve savaşlar azalıyorsa, insanlığın bunların yerini alacak başka gündemleri olacaktır. Bunların ne olacağını çok iyi düşünmemiz gerekiyor.
  • Başarı, hırsı ve açgözlülüğü beraberinde getirir; yeni başarılarımız bizi daha cüretkar hedefler koymaya yönlendiriyor.
  • Öleceğini bilerek yaşamak başlı başına zorken, ölümsüzlüğe inanıp ölümle başa çıkmak çok daha zorlu olacak.
  • Maddi kazançlarının tatmini uzun soluklu değildir. Öyle ki para, ün ve keyif peşinde körlemesine koşmak bizi sadece daha da aciz kılacaktır.
  • Epikür’e göre haz aldığımız ve acı çekmediğimiz sürece mutluyuzdur. Doğanın insana hükmeden iki efendisi olduğu fikrini Jeremy Bentham da sürdürür; yaptığımız, söylediğimiz ve düşündüğümüz her şeyi haz ve acı belirler.
  • Ne kadar çok bilirsek, o kadar az öngörebiliriz.
  • Kusurlu bir idealle yola çıktığınızda, kusurları ancak idealin gerçekleşmesi yakınsa fark edersiniz.
  • İnsanlar bilinmeyenden korktukları için değişimden kaçınırlar. Ancak tarihin tek değişmezi, her şeyin değiştiğidir.

Antroposen

  • Jeolojik zaman cetvelinde, insan türünün yerküreye etki etmesiyle başladığı düşünülen devredir Antroposen.
  • Bir algoritma kurmak, sorun çözmek ve karara varmak amacıyla kullanılan bir dizi metodolojik adımdır. Algoritma belirli bir hesaplama yöntemi değildir, daha çok hesap yaparken kullanılan metottur.

İnsanın Alametifarikası

  • ‘Birey’ kelimesinin İngilizce karşılığı olan ‘individual’ bölmek anlamına gelen ‘divide’ sözcüğünün ‘in’ olumsuzluk ekiyle birleşmesinden oluşur ve tam anlamıyla ‘bölünemez olanı’ ifade eder.
  • Öznelerarası düzey. Öznelerarası oluşumlar bireysel inanç ve duygulardan ziyade birden fazla insan arasındaki iletişime dayanır. Tarihte pek çok şey öznelerarasıdır. Örneğin paranın nesnel bir değeri yoktur.

Hikaye Anlatıcılar

  • Bürokrasi güç kazandıkça metinler de yetki kazandı.
  • Her ulustan ve kültürden çocuk kendini dünyanın merkezi sanarak diğer insanların duygularına ya da koşullarına pek de ilgi göstermez. Boşanma çocuklar için bu yüzden travmatik bir deneyimdir. Beş yaşında bir çocuk, kendisinden bağımsız nedenlerle önemli bir şeyler olabileceğini kavrayamaz.
  • Tarih tek bir anlatı değildir; aksine binlerce çeşitli anlatıdan meydana gelir. Neyi anlatmayı seçersek, bir diğerini susturmayı tercih etmiş oluruz.
  • Para, devlet ya da şirket gibi ortaklaşa kabul ettiğimiz hikayeler olmadan hiçbir karmaşık insan toplumu işleyemez.
  • Hepsini kendimize hizmet etmek için yaratmışken, neden onlar uğruna kendi hayatlarımızı feda edelim?

Modern Sözleşme

  • İnsanlar güç karşılığında anlamı terk etmiştir.
  • Singapur, bakanlık maaşlarını gayri safi yurtiçi hasılaya sabitledi.
  • Büyümeye biçtiği yüce değer sonucunda kapitalizm ilk emri verir: Kazancınızla büyümeyi hedefleyerek yatırım yapınız.
  • Kapitalizm inancının müritleri kazançlarını istihdama, fabrikalarını genişletmeye ya da yeni ürünler geliştirmeye harcıyor.
  • Genellikle kazanmanızı sağlayacak strateji, mümkün olan en düşük payı üretken olmayan zorunluluklara yatırırken, üretken yatırımlarınızı olabildiğince arttırmaktır.
  • Hammadde ve enerji tükenebilir, elinizdekiler kullanıldıkça azalacaktır. Bilgi ise aksine büyüyen bir kaynaktır, ne kadar kullanırsanız elinizdeki o kadar artar. Hatta sahip olduğunuz bilgi dağarcığını arttırmak size hammadde ve enerji de sağlayabilir.

Hümanizm

Hümanist Devrim

  • Hassasiyetiniz olmayan bir konuyu deneyimlemezseniz, tıpkı uzun bir deneyimleme sürecinden geçmeden hassasiyet geliştiremeyeceğiniz gibi.
  • Wilhelm von Humbolt, varlığımızın amacını olabildiğince çok deneyimin süzülerek bilgeliğe dönüşmesi olarak açıklar. Ayrıcı, ‘Hayatın zirvesi her şeyin tadına bakmaktır’ der.
  • Yere göğe sığdırılamayan ‘özgürlük’ kavramını gerçeğe tercüme ettiğinizde ‘mülkiyet’ ile karşılaşıyordunuz.
  • Blitzkrieg: Yıldırım savaşı. 2. Dünya Savaşı’nda hızlı saldırıp düşmanın savunma geliştiremeden yok edilmesini öngören Alman savaş doktrini.

Laboratuvardaki Saatli Bomba

  • Istıraba anlam verdiği için bir fanteziyle yaşamak gerçeklikten çok daha kolaydır.
  • İnsanları tanrılar ve uluslar gibi hayali oluşumlara inandırmak istiyorsanız kıymetli bir şeyler feda etmelerini sağlamanız gerekir. Bu fedakarlık ne kadar acı verirse hayali oluşumun varlığı da o denli inandırıcı olur.

Büyük Kopuş

  • Zeka mı yoksa bilinç mi daha önemlidir? 21. yüzyılda bu soru siyasi ve ekonomik bir meseleye dönüşüyor. Zeka olmazsa olmaz hale gelirken bilinç zorunlu olmayan bir tercih artık.
  • 2033’te pek çok yeni meslek de türeyebilir tabii, örneğin sanal dünya tasarımcıları. Sıradan işinizden çok daha fazla yaratıcılık ve esneklik gerektirecek bu yeni işler düşünüldüğünde, önümüzdeki kırk yılda kasiyerlerin ya da sigortacıların kendilerini sanal dünya tasarımcısı olarak yeniden yaratıp yaratmayacağını kestirmek oldukça zor.
  • Kendinizi sayılarla tanıyın.
  • Facebook algoritması, gönüllülerin beğen simgesine tıklayarak beğendikleri web siteleri, resimler ve videolar üzerinden gönüllülerin anketteki yanıtlarını tahmin etmeye çalıştı. Beğeni sayısı arttıkça algoritmanın hata payı azalıyordu. Algoritmanın tahminleri gönüllülerin iş arkadaşları, yakın arkadaşları, aileleri ve eşleriyle karşılaştırıldığında inanılmaz sonuçlar ortaya çıktı. Algoritma, yalnız on beğeniyle iş arkadaşlarından daha iyi tahminler yapabilir, yakın arkadaşların tahminlerini geçebilmek için yetmiş, aileden daha doğru tahminlerde bulunmak için yüz elli, eşleri yenmek içinse yalnızca üç yüz beğeni yeterlidir.
  • Google, Facebook ve benzeri algoritmalar her şeyi bilen kahinler haline geldiklerinde, önce vekile sonra da hakimlere dönüşebilirler.
  • Sonunda bu her şeyi bilen ağdan bir an olsun bile çıkamayacağımız bir noktaya gelebiliriz. Bağlantının kesilmesi bir nevi ölüm anlamına gelebilir.
  • Bugün bile pek çoğumuz mahremiyetimizden ve bireyselliğimizden vazgeçmeye, her yaptığımızı kaydetmeye, hayatlarımızı internette yaşamaya, hatta internet bağlantısı birkaç dakikalığına kesildiğinde histerikleşmeye başladık.
  • Tıp büyük bir kavramsal devrim yaşıyor. 20. yüzyılda tıbbın hedefi hastayı iyileştirmek iken, 21. yüzyılda bu hedef sağlıklıyı geliştirmeye dönüşmüş durumda.

Homo Deus data human

Bilinç Okyanusu

  • İnsan zihni ve deneyimleri üzerine yapılan bu bilimsel araştırmaların çoğu Batılı, Eğitimli, Sanayileşmiş, Varlıklı ve Demokratik (WEIRD) toplumlarda yürütülüyordu.
  • Akıllı telefonlarımız aracılığıyla sürekli Facebook hesaplarımızı kontrol ettiğimizden arkadaşlıklarımıza tam olarak odaklanamıyor, heyecan verici her şeyin başka yerlerde olup bittiğini düşünüyoruz. Modern insanlık bitmek tükenmek bilmeyen bir “Fırsat Kaçırma Korkusu” (FOMO, ‘Fearing to Miss Out’) tarafından esir alınmış durumda. Hiç olmadığı kadar çok seçeneğimiz olmasına rağmen, tercihlerimize odaklanma yeteneğimizi kaybetmiş haldeyiz.
  • Sistem, süper-insan meziyetlerine sahip olmalarından korktuğu için değil, sistemin ayağına dolanarak onu yavaşlatacak rahatsız edici insan özelliklerinden kurtulması için sürümleri düşmüş insanları tercih edebilir.
  • Kafanızdaki rahatsız edici sesleri susturmak, özgün benliğinize ulaşmanızı sağlayacaksa iyi bir fikir olabilir. Peki ortada özgün bir benlik yoksa, hangi sesleri susturup hangisini açacağınıza nasıl karar vereceksiniz?
  • İnsanlar iradelerini yeniden yaratmayı ve şekillendirmeyi başardıkları anda, iradeyi anlamın ve otoritenin kaynağı olarak görmeyi bırakacağız. İrademiz ne söylerse söylesin, bizim her zaman söyleyecek başka şeylerimiz de olacak.
  • Bu yeni tekno-din, hiçbir insanın istekleri ya da deneyimleri etrafında dönmeyen bir dünya öngörüyor. Anlamın ve otoritenin kaynağı olarak konumlanan isteklerin ve deneyimlerin yerini ne alabilir? Tarihin bekleme odasında 2016 itibarıyla bu pozisyonu hedefleyerek mülakatı bekleyen tek bir aday var. Bu aday bilginin ta kendisi. Yükselen en ilginç din, ne tanrılara ne de insana hürmet ediyor, sadece veriye tapıyor: Dataizm.

Homo Deus data finger print

Veri Dini

  • Dataizm, evrenin veri akışından meydana geldiğini ve her olgunun ya da varlığın değerinin ver işleme sürecine yaptığı katkıyla belirlendiğini öne sürer. Bu söylem kulağa ilk etapta çok iddialı, hatta delice gelse de bilimsel çevreleri çoktan etkisi altına almış bir yaklaşımdan bahsediyoruz.
  • Borsa, insan evladının bugüne kadar yarattığı en hızlı ve etkin veri işleme sistemidir. Sistem herkesi kucaklar ve herkes katılmakta özgürdür.
  • Dağıtılmış ver işleme modelleri, en azından teknolojik ilerlemenin hız kazandığı dönemlerde, merkezi veri işleme modelinden daha işlevsel olduğu için kapitalizm Soğuk Savaş’tan galip çıkmayı başardı.
  • Var olan bir sistemi değiştirmek, başlangıçta müdahale etmekten çok daha zordur.
  • İngiliz seçmen gücün kendi ellerinden kayıp Avrupa Birliği’ne göç ettiğini düşündüğünden Brexit lehine oy kullandı. ABD seçmenleri tüm gücün kurulu düzenin tekelinde olduğuna inandığı için yerleşik düzene farklı açılardan karşı çıkan Bernie Sanders ve Donald Trump gibi adayları destekledi. Üzücü olan şu ki kimse tüm bu gücün nereye gittiğini bilmiyor.
  • Hükümetler idari mekanizmalardan ibaret artık, ülkeyi idare etseler de gidişata yön veremiyorlar. Öğretmenlerin maaşının ödenmesini, kanalizasyon sistemlerinin düzgün çalışmasını sağlıyor ama ülkelerinin yirmi yıl içinde nerede olacağını kestiremiyorlar.
  • Sonuçta siyasetçiler dünyayı yorumlayamamalarını, dünyanın yorumlanmaya ihtiyaç duymadığını öne sürerek meşrulaştırıyorlar.
  • Dataist bir bakış açısıyla yorumladığımızda, insan türünün tamamını, bireylerin küçük birer çip vazifesi gördüğü tek bir bilişsel sistem olarak değerlendirebiliriz.
  • Dataizmin en yüce değeri ‘bilgi akışı’.
  • Dataizm 1789’dan beri yeni bir değer yaratabilmiş ilk harekettir: Bu değer bilgi edinme özgürlüğüdür.
  • Tıpkı kapitalistlerin her başarıyı ekonomik büyümeyle ilişkilendirmesi gibi Dataistler de ekonomik büyüme dahil tüm iyi ve faydalı şeyleri bilgi edinme özgürlüğüne bağlar. ABD neden Sovyetler Birliği’nden daha hızlı büyüdü? Çünkü bilgi ABD’de daha serbest dolaşıyordu.
  • Aracımı günde yalnızca bir saat kullanıyorsam, neden geri kalan yirmi üç saatte de elimde tutuyorum?
  • Serbest piyasa kapitalistlerinin piyasanın görünmez eline yürekten inanması gibi, Dataistler de veri akışının görünmez eline güveniyor.
  • Dataistler, deneyimlerin paylaşılmadıkları takdirde değersiz olduğuna, kendi içimizde bir anlam bulmaya ihtiyacımız olmadığına, hatta istesek de bir anlam bulamayacağımıza inanıyor. Deneyimlerimizi kaydedip devasa veri akışına aktarmamız yeterli.
  • Artık sloganımız değişti: Bir şey deneyimliyorsanız, kaydedin. Bir şey kaydettiyseniz, yükleyin. Bir şey yüklediyseniz, paylaşın.
  • 18. yüzyılda hümanizm tanrımerkezci dünya görüşünü insanmerkezci bir yaklaşıma dönüştürerek Tanrı’yı dışladı. 21. yüzyıla geldiğimizde ise Dataizm insanları dışlayarak insanmerkezci yaklaşımı verimerkezci bir görüşe dönüştürecek gibi duruyor.
  • Tümleşik bir bilimsel paradigma kolayca sorgulanamaz bir öğreti haline gelebilir.
  • Aklınızda kalmasını umduğum üç soru:
    • Organizmalar birer algoritmadan, yaşam da veri işlemeden mi ibarettir?
    • Zeka mı daha değerlidir yoksa bilinç mi?
    • Bilinci olmayan ama yüksek zekalı algoritmalar bizi bizden daha iyi bilecek duruma geldiğinde toplum, siyaset ve gündelik hayat ne olacak, neye benzeyecek?

Bir cevap yazın