Sivil İtaatsizlik (Henry David Thoreau, Çeviren: Melis Olçum)

Sivil İtaatsizlik, Meksika savaşı yüzünden, ödemeyi reddettiği vergi sonucu hapiste geçirdiği bir gece, Henry David Thoreau’nun 1849’da yazmasına sebep olduğu ünlü makalesidir.

Sivil İtaatsizlik, devlet gücünün üçüncü kişilerce de açıkça görülebilir ve anlaşılabilir derecede, haksız olarak duyumsanan bir edimine karşı, kaba güç kullanmadan ve kamuya açık olarak gerçekleştirilen bir protesto eylemidir. Bu eylem dikkate değer bir siyasi ahlaki motivasyondan kaynaklanır, en azından bir adet suç — uygun bir hukuk ihlalini içerir ve norm ihlalinin hukuki sonuçlarına katlanmaya hazır bulunmak tutumunu taşır.” Nicolaus Fleisch

Sivil itaatsizlik eylemi, bir çeşit tepki, direniş. Ancak bu tepki hiçbir şekilde şiddete dayalı değil. Eylem sonucunda da ne olursa olsun yaptırıma katlanmayı kabul etmiş olmak gerekiyor.

Sivil itaatsizliğe birkaç örnek:

sivil itaatsizlik

John Carlos ve Tommie Smith ikilisinin 1968 Meksika’nın Mexico City şehrinde yapılan Olimpiyatlarda madalya seremonisinde iken ABD’de yaşanan ırkçılığa karşı protestolarıdır.

sivil itaatsizlik

Yeni atom silahlarının yerleştirilmesini protesto etmek amacıyla, metro istasyonlarındaki imdat frenlerinin aynı anda çekilmesi. (19/02/1977)

sivil itaatsizlik

5 Haziran 1989’da, Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda Çin yapımı Type 59 tankları önünde tek başına durarak tankların geçişini engellemeye çalışması sırasında fotoğrafı ve videosu ile dünya basınında hafızalara kazınmıştır.

Sivil İtaatsizlik kitabından altını çizdiklerim:

  • En iyi hükümet en az hükmedendir.
  • Gücü elinde bulunduran insanların çoğunluğa göre hareket etmeleri, bunun haklı olduğunu ya da azınlığa göre adaletli olduğunu göstermez. Sadece bu insanların fiziksel olarak çok güçlü olduklarını gösterir.
  • Yasalara duyulan saygının doğrulara duyulan saygıyı geçmesi istenen bir şey değildir.
  • Bir kurumun vicdanı olamayacağını daha önce belirtmiştim, ama vicdanlı kimselerden oluşan bir kuruluş, vicdanlı bir kuruluştur.
  • İnsanlar devlete hizmet etmekte, ama insan olarak değil bedenleri olan makineler olarak.
  • Bilge bir kişi, ancak bir insan olarak faydalıdır; toprak olarak değil, ama sonunda sadece külleri kalır.
  • Günah yüzünüzü bir kez kızarttıktan sonra, alışkanlık yapar, ahlaksızlıktan kayıtsızlığa dönüşür ve sanki kurduğunuz hayatlar için bir gereksinim halini alır.
  • Neden yönetimler çözüm sunan azınlığı dikkate almazlar? Neden daha canları bile yanmadan ağlamaya başlarlar? Neden vatandaşları, yönetimin hatalarını bulmaya ve onları düzeltmeye teşvik etmezler?
  • Bu dünyayı burayı yaşanacak bir şey yapmaya değil, iyi ya da kötü, yaşamaya geldim. Bir kişi her şeyi yapamaz, ama bir şeyler yapmış olmalı: çünkü zaten her şeyi yapamaz, yapması da gerekmez ki bir şeyi yanlış yapmasın.
  • Adaletsiz cezalar dağıtan bir yönetimde, adaleti savunan birinin de yeri hapishanedir.
  • Çoğunluğun isteklerine uyan bir azınlık güçsüzdür; o zaman azınlık bile değillerdir, ama tüm güçleri ile durduklarında karşı gelinemez olurlar.
  • Kaybedeceğinden emin olduğun mülkü edinmeye uğraşmak, harcayacağınız zamana değmez. Kiralamalı ya da bir gecekonduda yaşamalısınız, küçük bir alanda ekip biçmeli ve hasadı kendiniz kullanmalısınız. Kendi içinizde yaşamalı ve kendinize her an yeni başlangıçlar yapmaya hazır halde, güvenmelisiniz ve çok fazla ilişki kurmamalısınız.
  • Hangi gücün büyüklüğü vardır? Onlar beni sadece benden daha üstün bir yasaya uymaya zorlayabilirler. Beni kendileri gibi olmaya zorlamaktalar. İnsanların çoğunluk tarafından şu ya da bu şekilde yaşamaya zorlanmasını anlamıyorum.
  • Devlet adamları ve milletvekilleri, toplumu ileri götürmekten bahsederler ama nereye vardıracaklarını bilmemektedirler.
  • Kendim de içtenlikle takip edeceğim ve sevinçle kurallarına uyacağım yönetim; ki bu yönetim çoğu kimsenin bilmediği ve yapmadığı şeyleri ve konuları benden daha iyi bilmeli ve yapmalıdır, yine de ahlaki yönü zayıf bir yönetimdir: kesinlikle adil olması için, yönetilenin yaptırımına açık ve rızasına malik olmalıdır. Benim kişiliğim ve mülküm üzerinde hiçbir hakka sahip olmamalıdır, eğer ben razı gelmiyorsam. Mutlak monarşiden kısmi monarşiye ve oradan da demokrasiye uzanan yol bireye ve insana saygı yoludur.

1 comment

Bir cevap yazın